29 Haziran 2014 Pazar

Sardı Korkular Gelecek Yıllar

Hani bazen söyleyecek tek bir harfin bile yoktur ama için dolu doludur ne yazabilirsin ne durabilirsin yaşadığın dünya sana flu gelir varmışta yokmuş gibi yokmuşta varmış gibi. Evet 2 yılımı verdiğim lanet ösym sınavı açıkladı açıklamaz olaydı orası ayrı. Gelecekle ilgili tüm hayaller bir gecede yok oluyormuş bunu da öğretti sağolsun varolmasın. Kendi kendine kalmak böyle bir şeymiş sınav kötü gelince aileye sen de kötü geliyorsun tabi güzel hoş. Şimdi nereye dönsem ne halt etsem evresindeyim. Her meslek iğrenç ama hepsinin oluru var durumundayım. Bu gidişle ya avukat ya inşaatçı ya da mimar olucam durum bunu gösteriyo. Napalım nasibim buymuş meğerse ben kendimi yırtsamda gecelere sabahlara kadar çalışsamda olacağı buymuş diyemiyorum tabiki içimde bir şeytan habire dürtüyo beni neden ben diye. Biraz ötem tövbe estağfurullah isyan ama. Ey yukardaki beni yaratmış olan yarattın da bi kez sevinemeyeyim diye mi yarattın bir kişi yarattın 5 kişilik derdi niye verdin hayır al canımıda ikimizde kurtulalım yani çok geliyosun üstüme haberin olsun...

11 Haziran 2014 Çarşamba

Mesele Gökkuşağını Yaşayabilmekte Yeğen

Tüm Ösym mağdurları bilir ki bu pazar hayatımızın(!) sınavını vereceğiz. Heyecan stres ve gözlerdeki beklenti... Canı sağolsun ne olursa olsun diyenimiz bile aslında için için en iyisini ister. Peki suç mu? hayır sonuna kadar hayır hemde AMA eğer bi emek verdiysen sende çocuğun torunun yeğenin ablan kardeşin fark etmez emek mesela derdi varken dinleyebilmektir de illaki para harcaman gerekmez yapmacıksız ama sahiden hissederek yaşadığı kederi. Kaçımız böyle çok az bence... Canın sağolsun demeyi bilmiyoruz oysa her şey kısmet. Tırıska bunlar tırıska!!! Lafta önde giden müslümanımız konu maddiyata gelince bi ateist gibi cömert olamıyor malesef oysa biz cömertiz müslümanız ya!! Hani herkesin hayatında bazı zor günler ne biliyim haftalar olsun olsun aylar vardır benim zor zamanlarım taa 2012 de başladı sınavı onca emeğe rağmen kazanamamak devamında yeniden hazırlık sonra bu kanser ıvır zıvırı hani başlarda acaba yolun ortasında takılıp kalır mıyım ya arabalar fren yapamazsa dediğim zamanlardan bahsediyorum. Sonra birde şu vardı doğru İSTEKSİZLİK RUHSUZLUK BIKKINLIK. Anlam olarak benziyorlar değil mi ama içerikte onca farklı keder var ki. Ameliyat sonrası evet kolay ama ruhsal boyutta bir çöküntü. Mesela eline her gelen her bi et parçası acaba kanser miyim yine şüphesi uyandırır. Çok gece kalkıpta bi yerimde bi enteresanlık bulup totem yapmışımdır sabaha ölmezsem kanser değilim diye. Oysa ben adım kadar da eminim ki kanser olan insanlar içinde en iyimser en ölmeyeceğini düşünen benim. Neyse işte şu son iki yılım böyle geçti geçiyor ya da. Sonra bi yerden bir şey çıkıyor siz deyin ki ışıktır kırılmadır aslında yoktur. Zinhar( Muhteşem yüzyıldaki tek eski Türkçe kelime bizzat onu kullandım) yalan! Kesin onu diyenin kellesini ibret olsun insanlara. Vardır ve de hoştur kalbimi soğutur öfkemi köreltir dilimi yontar beni insan olduğuma inandırır ve nefes alıyorsak bir umut var demektir dedirtir. Bol gökkuşaklar efendim...


Buda nacizane bir karem efendim...

7 Haziran 2014 Cumartesi

Emniyet Kemeri Bağla Beni Hayata!

Sevgili babam amcam karşı komşum alt çapraz komşu kuzenim efendim o emniyet kemeri siz özel aparatlar alın ya da ne bileyim arkadan bağlayın diye değil önden geçirip kendinizi hayata bağlayın diye ama sanki emniyet kemeri bir fazlalık bir boş şey gibi görülür benim güzel ülkemde. Oysa nelere kadirdir o emniyet kemeri. En beklemediğin anda yaptığın bir hatada iki şansın vardır ya da yok inançlı insanlarız biz üç diyelim bir emniyet kemerin bağlıdır ve ince iple dört elle sarılırsın; emniyet kemerin bağlı değildir uçar gidersin; ya da o gün azrail müsait değildir geberip gitmezsin. Hal böyleyken en çokta müslüman kesim takmaz kemer misal Amerika'da dizilerde bile göremezsiniz emniyet kemersiz bir insan hele hele bebek koltuksuz bebekli araba ama yurdum insanı bebeğine koltuk almadığı gibi bir de marifetmiş gibi kucağına alır oy oy oy benim oğlum büyümüş araba kullanıyormuş! Yok kardeşim senin oğlan hala 1 yaşında senin oğlanın 'YASAL' araba yaşına 17 yıl var senin oğlan birazdan bi direğe falan girmenize neden olabilir! Yani bırak bebek bebekliğini yapsın sen de babalığını. Şimdi emniyet kemerine geri dönecek olursak işin bir de şu boyutu var dedik ya müslüman kesim Allah'a inançlı olmazsa olmaz olursa kaçış yok der hep. Birde biz müslümanların şöyle bir inancı var 'TEVEKKÜL' efendim bu tevekkül ne demek anlatmama gerek yok zannımca. Benim inancıma göre de kemersiz trafik kazasında arabadan fırlayıp ölen kişi intihar etmiş sayılır boşuna koyulmuyo ya o arabalara o kemer 5 sn almaz yani takmak batmıyoda güzel güzel takıyosun ağır kazalardan sıyrıksız kurtuluyorsun. Geçen hafta 1 saat sonra yaşadığımız olaydan alıntı yapmak gerekirse yaşanılan bir çarpışma sonrası kaybedilen hakimiyet 360 derece dönerek arabayı pert etmek sonucunda yaşadığımız sadece bi nebze korku burnumuz bile kanamadan olayı atlatmak evet kemer takılmasaydıda ölmezdik belki ama kendi adıma arabadan uçacağım kesindi onca dönme çarpışma sonrasında ha uçmazdımda kafa göz patlardı kesin çarpıp durmaktan her tarafa. Şimdi bu insanlar hala hangi akla hizmet takmazlar kemer anlamış değilim önce bi tak kemeri sonra tevekkül annecim. O zaman bağla beni hayata emniyet kemerim. Arabamızında o halini koyup sizlere vaay dedirtmek isterdim ama görüntüler +18 şiddet ve korku unsuru içermektedir o yüzden koyamıyorum. bir sonraki yazımda da size bir eğlence cumhuriyeti Tatilyayı anlatacağım esenlikle kalın...

5 Haziran 2014 Perşembe

Yaşamayı Bilebilmek İşte Bütün Mesele Bu

Hayatta amacımız hep aynı 'aman ilerde sıkıntı çekmeyelim' mesela moda algımız 'Zaradan Network'e geçsin Lacoste u elimizin tersiyle şööyle bir itelim' onu başarıyla tamamladıysak eğer bu sefer ünlü modacıların en ünsüzüne geçelim gibi gibi... Ama bu arada acaba yaşamayı bilebildik mi mesela canımızın istediği kadar basabildik mi pedala yahut onu geçtik bir akşam amaan bu saatte uyuyorum bu diziyi izlemiyorum iradesini gösterebildik mi? Hayır öyle bir sürüye katılmışız ki dört nala gidiyoruz durmak yasak duranı avlıyorlar durana iltimas yok! Günlük hayat kaygısı o denli fazla o denli üst seviyedeki yarın yarın yarın dedikçe yaşanamamış bugünler biriktiriyoruz. Aman şu bitsin tatile öyle çıkayım aman bu gitsin öyle diye diye bir bakmışız elimizde takma diş acaba protezimin oynamaması için hangi jeli kullansam derdine düşmüşüz. Sarsak filmi geriye mesela taaa 10 yaşına gitsek bize çalış çalış dayatmasına göğüs gerip oturup çizgi film izlesek sonra sırf sorumluluğumuz boynumuzda kalmasın diye 2 saat ama adam akıllı çalışsak sonra erkenden yatsak gelsek 18 yaşına ileri sarsak biraz filmi sırf vasıflı saygın bir meslek diye seçmesekte mesela uçsak kaçsak bi yerlere alsak elimize bir kamera bir defter bir kalem yazsak yazsak beyindeki kelimeler bitene harflerde yorgunluktan bir köşeye sinene kadar. En büyük problem biten defter yaprakları olsa çektiğimiz fotoğrafları bastırmak için gittiğimiz yerden bir defter alsak. Ya da yok makinamız şipşak olsa mesela bas gelsin bas gelsin. Güneşin batışı ayaklarımızın ucuna geldiğinde yanımızdaki bir kaç arkadaşımızla çeksek şöyle çadırımızın fermuarını sonuçta tüketim yapmıyorsak üretim yapmanında manası yok değil mi ev ev üstüne tapu tapu üzerine koymak mı yaşamak yoksa canının istediği gibi yazmak çekmek nefes almak mı yaşamak? Mesela tek bir evin olsa 3 ü 5 i alamasan ama canın istediğinde kapayabilsen telefonu kitleyebilsen gözünü çekebilsen fişini nefes alsan bir kaç gün ama yook bu AT YARIŞINI YAŞAMAK VARKEN NEFES ALMAK MÜMKÜN OLAMAZ!

4 Haziran 2014 Çarşamba

Bir Yazma Aşkı Sardı Dört Bir Yanımızı

 
İstedim ki yayınladığım ilk şey nasıl yazmaya başladığım olsun. Amacım milyonlara ulaşmakta değil benimki kendi çapımda kafamı boşaltmak. Gel gelelim benim nasıl yazmaya başladığıma. Vallahi söyleselerdi ortaokulda, deselerdi ki sen yazacaksın hemde beğenili meğenili öğretmenlerinin şu yazını alalım mı çok güzel olmuşlu molmuşlu ı ıh hayatta inanmazdım! benki kompozisyonlarda 15 i geçememiş bir zat-ı muhterem hohooyt! Neyse lafı dolandırmadan devam edelim SBS ıvır zıvırına girdik ve ben artık bir Fen LİSESİ öğrencisi olmuştum. Şilede bir dağda SURVİVOR ederikene yarışma var hadi yazı yazın demeleri üstüne cümbürcemaat tüm okul(!) burda bir anti parantez rica edicem tam tamına 47 kişi başladık yazı yazmaya sonra aradan bir hafta geçti ve jüri üyelerinden birisi ki kendisi Fatma Hocacım olur gözetmen öğretmendi ve o bana söylemişti Şile birincisi sensin diye. İlk duyduğumda bozulmuştum açıkçası benimle dalga geçiyor diye. Derken dalga olmadığını birinci olduğumu öğrenmiş oldum devamında katıldığım yarışmalardan bir kez olsun eli boşta dönmedim. Ama belirtmeliyim ki kendimden beklemeyeceğim tek şey yazmaktı.Hala da öyle benimki beyin terapisi yazıp yazıp rahatlamak yazarak sakinleşmek beynimin içinde dört dönen harfleri yorupta uyutmak. Sevgili 3 takipçim serüvenime hoşgeldiniz :).